Dünya Medyası ve Dış Basından Türkçe Haberler

  • Dolar 4.0344
  • Euro 4.9742
  • GR ALTIN 174.12
  • ÇEYREK 285.82

  • 13 Eylül 2017, Çarşamba 18:19
Anar Atabey

Anar Atabey

ABD-Kuzey Kore savaşı: Büyük Avrasya Coğrafyasında jeopolitik çatlaklar üzerinde jeostratejik çatışmalar

Batı birliğinin, NATO'nun ve özellikle ABD’nin yeni jeostratejik ve jeopolitik hedefi Balkanlar’dan Koreye kadar uzanan Büyük Avrasya Coğrafyasında eskiden beri var olan jeopolitik çatlaklar üzerinde yeni çatışma ve terör ocakları oluşturmak.

Washington'la Pyongyang arasındaki söz atışması tehlikeli bir aşamaya geldi. Son olarak ABD başkanı Donald Trump resmi Pyonyang’ı tehdit etti. Trump, açıklamasında ‘ABD öyle bir adım atar ki, dünya şimdiye kadar görmediği bir duruma düşebilir ve ilk olarak da Kuzey Kore yönetimi ve halkı yok olabilir. D.Tramp, aynı zamanda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuele Macron ile bu konuda ortak hareket konusunda anlaştı. Öyle görünüyor ki, Amerika-Kuzey Kore ilişkileri son derece gergin bir aşamaya doğru gidecektir. Oluşan duruma geniş açıdan bakılırsa meselenin sadece Kuzey Kore ile sınırlı olmadığını görürüz. Birkaç büyük devletin katılımı ile çatışma oluşabilir. Bu açıdan Washington-Pyongyang çatışmasının mümkün jeopolitik sonuçları üzerinde düşünmek çok önemli.

Bu günlerde bir çok devlet başkanları, siyaset ve güvenlik uzmanlarının dünyada yeni bir dizi savaş ocağının oluşabileceği konusunda uyarıları dikkate aldığımızda rahatsız olmamak elde değildir.

Özellikle, ABD-Kuzey Kore arasında tehditler giderek dozunu artırıyor. Olaylar ısınarak karşılıklı olarak bir birini nükleer yoketme tehdidi safhasına geldi.

En son Amerikan Başkanı Donald Trump çok sert bir dille "ABD’nin Kuzey Kore'yi vurabileceğini ve bunun Kuzey Kore’yi ve tüm halkını yok edebileceğinin" mesajını verdi. Onun bu sözleri dünya tarafından ciddiye alınsa da Pyonyang lider Kim korkmuş gibi gözükmüyor. Kuzey Kore balistik füzelerle ilgili projelerini günden güne daha da geliştiriyor, yeni silahlarını deniyor ve ABD’ye ve ABD’nin Asya müttefikleri Japonya ve Güney Kore’ye meydan okuyor. Fakat Pyonyangla ilgili uluslararası durum giderek keskinleşmekte. Genel olarak ta dünyada gerginlik azalmak bilmiyor.

Diğer taraftan da ABD Güney Çin Denizi bölgesinde askeri gücünü artırmaktadır. Son olarak Guam adası çevresinde gerginlik oluşmuştu. Şimdi daha geniş bir mekanda askeri çatışma bekleniyor. Resmi Pekin'in bu duruma yaklaşımı da büyük ilgi uyandırıyor. Pekin beyan etti ki, Kuzey Kore füze denemelerini sürdürürse, çekimser kalacak, Washington bölgedeki askeri kuvvetlerini artırırsa, buna itiraz edecektir.

Çinin dış politika söylemleri aslında Çin’in Kuzey Kore'yi desteklediğini göstermektedir. Herhalde diplomatik düzeyde ve küresel jeopolitik bağlamda Pekin belki de Pyonyang’ın tutumunu her kesten fazla eleştiriyor. Aynı zamanda BM Güvenlik Konseyinde Kuzey Kore'ye karşı yaptırımların uygulanmasına yönelik görüşmelerde Çin de destek oyu kullandı. Bu da genel olarak, resmi Pekinin yeni nükleer devletlerin kurulmasına sıcak bakmadığı anlamına gelmektedir. Fakat somut ABD-Kuzey Kore ilişkisine gelince ise bölgede her şeyin Washington'un diktesi ile olmasına da razı değil.

Bir çok bölge uzmanı Çin'in bu tutumunu süper güç olarak ABD'ye direnme, kendi sözünün yerine getirilme girişimi olarak değerlendiriyorlar. Kısacası, Pekin oyunu büyük güçlere özgü olarak oynuyor.

Bunun yanı sıra, Çin bölgedeki gerginlikten de rahatsız. Mesele şu ki, Kuzey Kore meselesi sadece bu ülkenin çıkarları ile sınırlı değildir. Eğer savaş çıkarsa bu esas olarak Uzakdoğu'da, Çin'in kulağının dibinde savaş ocağı oluşuyor demektir. Uzmanlar da bu açıya ciddi önem vermektedirler.

Öte yandan, Amerika gerçekte Rusya, İran ve Kuzey Kore'ye karşı yaptırımları birbirinden ayırmıyor. İran ve Kuzey Kore füze ve nükleer silah açısından tehdit ediliyorsa, Rusya bazı bölgelerde askeri güç uyguladığı nedeniyle yaptırıma maruz kalıyor. Motif biraz farklı olsa da, sonuç aynıdır. Washington kendisi için 3 önemli tehlike ortaya koydu.

Bu açıdan Kuzey Kore meselesine Rusya bağlamında bakıldığında, bir takım tehlikeli noktalar görülebilir. Rus uzmanlarınca, Kuzey Kore'nin balistik füzelerinin menzilinin ne olduğu aydın olmadığından, hangi durumun oluşacağı hakkında doğru tahmin yoktur. Mümkündür ki, Pyonyang’ın attığı füzeler Rusya'ya doğru yönelsin. Bu durumda Moskova mutlaka cevap vermelidir. Yani Rusya ordusu yüksek hazırlık durumunda olmalıdır ki, ortaya çıkabilecek belirsizliklere tepki verebilsin.

Dolayısıyla, belli aşamada Rusya'nın ABD-Kuzey Kore savaşına katılması istisna değildir. Aynı zamanda, Kuzey Kore’den yapılan bir nükleer saldırı durumunda bölgenin diğer bir güçlü devleti sayılan Japonya'nın hangi adımları atacağı da ilgiyle beklenmektedir. Bazı uzmanların tahminince, Washington Tokyonu destekleyerek onu savaşa çekebilir. Aslında Amerika-Japonya ilişkileri öyle bir stratejik seviyededir ki, bu ihtimal kendini doğrultabilir. Buna ek olarak ise, Japonya-Kore ilişkilerinin tarihinden dolayı daha çok gerilme olasılığı var. Yani Japonya bu gerilim devam ederse kendisini Kuzey Kore’nin esas hedefi ve Amerikan füzelerinin arkasında bulabilir. Kuzey Kore’nin son füze deneyinin de Japonya istikametinde yapması bunun bir örneğidir.

Jeostratejik çatışmalar Batı birliğinin yeni hedefi Balkanlar’dan Koreye kadar uzanan Büyük Avrasya Coğrafyasında yeni çatışma ve terör ocakları oluşturmak.

Vurgulanan konuların fonunda Kuzey Kore'de 3,5 milyon insanın gönüllü olarak savaşa gidebileceği hakkında bilgilerin yayılması gerçek durumun ciddiliyinden haber verir. Amerikan tarafı da yeterince sert konumdadır. Hatta Donald Trump Fransa Cumhurbaşkanı ile konuşarak Kuzey Kore'ye karşı birlikte hareket etmek için anlaştı. Görünür, burada mesele sadece Kuzey Kore ile sınırlı değildir. İran da diğer bir hedeftir. Bu ülkenin parlamentosu Amerika'nın 2 Ağustosta yeni yaptırım uygulama yapmasından sonra silahlanma ile ilgili yeni karar aldı. Tahran füze denemelerine ek 520 milyon ABD doları miktarında mali fon ayırdı. İran’lı yetkilileri bunun Amerika'ya karşı cevap önlemlerinden sadece biri olduğunu vurguladılar.

Rusya'nın tepkisi da bilinmektedir. Moskova Washington'un tüm adımlarına rağmen, ne Ukrayna'da, ne de Ortadoğu'da konumunu değiştirmez. Aksine, daha da ileri gitmeye çalışıyor. Öbür taraftan da Amerika Suriye'de terör grupları ile ilişkilerini güçlendiriyor. Bu ülkede de aslında birkaç büyük devlet gizli savaş halindeler.

Böyle anlaşılıyor ki, Amerika'nın Kuzey Kore'yi tehdit etmesi, aslında, küresel jeopolitik manzarada meydana gelen çapraşıklıklar ve risklerle derinden bağlıdır. Sohbet hiç de Kuzey Kore ve ABD arasındaki çelişkilerden gitmiyor. Sorun daha çok uluslararası jeopolitik durum açısından endişe yaratıyor.

Burada ABD’nin ana stratejisinin Asya'da bir çok devleti içine alan büyük bir çatışma ocağının yaratılmasından ibaret olduğunu düşünüyoruz.

Çünkü böyle bir çatışmanın çıkması genel olarak, bu bölgenin tüm büyük devletlerin çıkarlarına dokunuyor. Çin, Hindistan, Pakistan, Japonya, Vietnam, Filipinler, Tayland, Güney Kore, Rusya ve diğerleri için belirsiz bir durum ortaya çıkıyor. Bu sırada Afganistan'ın kaderi de soru altında. Çünkü resmi Washington bu ülkede askeri başarıyı elde edemeyeceğini anlasa da Afganistanı terk etmek istemiyor. Tam tersi daha geçen günlerde D.Trump Afganistan'da durumu ABD çıkarlarına yönelik değiştirmek için askerlere yeni görevler verdi. Bu da ABD nin Afganistan’ı Asya’da bir askeri üssü olarak bir süre daha kullanmak istedğini gösterdi.

Hatta Kuzey Kore ile ihtilafı kullanarak Amerika'nın Afganistan'a ek asker yeritme ihtimali da var. Afganistan Amerikan kara kuvvetlerini sürekli savaşa hazır tutmak için bir askeri poligon olarak da kullanılmaktadır. Hem Afganistan ABD’ye Çin’i tam üç taraftan - Kore yarımadası istikametinden, Çin denizinden ve Afganistan taraftan ablukaya almak fırsatı veriyor. Belli ki buna karşı Pekin'in manevra olanakları sınırlıdır. Tüm bunlar olurken Çin kendi geleneksel Go stratejisi ile yürüttüğü diplomasisine- entrikalar yoluyla düşmanın müttefiklerini kendi tarafına çekme düşmanı çevreleme ve etkisizleştirme yolunda devam edecektir. Çin’in en temel hedefi bu aralar özellikle Almanya ile ve genellikle Avrupa Birliğiyle giderek artan ticaret hacmini ve ekonomik ilişkilerini kullanarak özellikle Almanyayla beraber

Çin basınında bu konuda analitik yazılarda genel olarak, Amerika'nın temel stratejik amacının Çin'de toplumsal bilinçte paradigma değişikliği yapmaktan ibaret olduğunu vurguluyorlar.

Şu anda Çin toplumu gelişmeye başladı. Başka devletlerle ihtilaf başladığında ise, toplum otomatik olarak savaş paradiqmasına yönelecek. Çünkü dışarıdan tehlike olduğunda, başlıca amaç güvenliğin temini olur. Bununla devlet kalkınmaya değil, savunma alanına harcama yapmaya başlar. Hızla gelişen Çin’i aynı düzleme sürüklemek, aslında, ona galip gelmek demektir. Amerika bununla dünya liderliği için esas rakibini sıradan çıkarmış olur.

Bu teze bakılırsa, Washington'un Asya'da gerilimi yükseltmeye yönelik adımlarını sürdüreceği sonucunu çıkarabiliriz. Yani mesele Kuzey Kore ile kısıtlı değildir. Ancak işte Pyonyangla askeri çarpışma benzeri programları başlatır. Bu bağlamda Orta Asya devletlerinin de çatışmalara katılımı riskini vurgulamak gerekir.

Bu yüzden Washington-Pyongyang çatışmasının yeterince tehlikeli olduğu göz önüne gelmektedir. Bu sorunun derinleşmesi ihtimali az değildir. Çünkü büyük devletler jeopolitik çıkarları ile ilgili henüz hiç bir uzlaşmaya varmadılar ve bununla ilgili bir uzlamşma fikirleri de yoktur gibi gözüküyor. Ara sıra BM’den ve diğer uluslararası kuruluşlardan gelen çağrılar da öyle etkin bir karar veya anlaşma doğrucak gibi durmuyor. Şuanda gözlemlenen süreçler sanki, büyük bir çatışmanın başlangıcıdır. Balkanlardan başlayarak, Kore yarımadasına kadar geniş bir jeopolitik mekanda karışıklık tehlikesi giderek artıyor. Aktif çatışma ocakları sadece Ortadoğu'da değil Kafkasya, Orta Asya ve Uzak Doğu bölgelerinde de oluşabilir. Genel olarak Batı’nın özel olarak ise AB ve Amerika Birleşik Devletlerinin yükselen Asya bölgesine karşı çeşitli zayıflatma stratejilerini aynı anda uygulamak istediğini şimdiden görmek mümkün. Ekonomik ambargolar, silahlanmaya zorlamak, terör örgütleri ile yıpratmak ve en nihayetinde yatırımların uzaklaşmasını sağlamak. Bu bağlamda, Arakanda Rohingya Müslümanlarına karşı ‘budist’ Myanmar hükümeti tarafından yapılan katliamlar da çok manidardır. Bu katliamlarla Müslüman dünyasına yeni bir sıcak çatışmaya davet çıkarılmakta ve gerek Çin’le gerekse bölgenin diğer gayri-Müslim toplulukları ve ülkeleri ile Müslüman toplulukları ve ülkeleri arasında savaş yaratmayı hedefleyen çok sinsi bir tuzak kurulmaya çalışılmaktadır. Bu olaylar aslında Müslüman dünyasına Budist’leri, ve özellikle de en büyük Budist ülke olan Çini düşman ülke olarak lanse ederek, Müslüman kimliğini kullanarak taşeronluk yapan İŞİD, AlKaide, Taliban gibi terör örgütlerini de Çin’in üzerine salmak ve böylece Çin’i terörün yeni hedefi haline getirmektir. Bu nedenle olaylara geniş açıdan gözlemlersek uluslararası terör kartını, faaliyet tarzını ve mekanını değişiyor. Bunu tekzip edecek bir olgu da şu anda gözlemlenmemektedir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 29 19 3 7 35 60
2 Beşiktaş 29 17 8 4 32 59
3 İstanbul Başakşehir 29 18 5 6 20 59
4 Fenerbahçe 29 16 9 4 27 57
5 Trabzonspor 29 12 10 7 11 46
6 Kayserispor 29 12 8 9 -4 44
7 Göztepe 29 12 7 10 -5 43
8 Demir Grup Sivasspor 29 12 5 12 -7 41
9 Kasımpaşa 29 11 7 11 0 40
10 Yeni Malatyaspor 29 10 8 11 -4 38
11 Antalyaspor 29 9 8 12 -13 35
12 Akhisarspor 29 9 7 13 -10 34
13 Bursaspor 29 9 6 14 -5 33
14 Aytemiz Alanyaspor 29 9 5 15 -5 32
15 Gençlerbirliği 29 7 9 13 -11 30
16 Atiker Konyaspor 29 7 8 14 -5 29
17 Osmanlıspor FK 29 7 8 14 -9 29
18 Karabükspor 29 3 3 23 -47 12
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Çaykur Rizespor 31 17 9 5 26 60
2 Ümraniyespor 31 17 6 8 15 57
3 MKE Ankaragücü 31 16 8 7 14 56
4 Gazisehir Gaziantep FK 31 15 8 8 26 53
5 Boluspor 31 16 5 10 20 53
6 Altınordu 31 14 7 10 8 49
7 Vartaş Elazığspor 31 13 8 10 13 47
8 Erzurum BB 31 12 10 9 8 46
9 İstanbulspor 31 13 7 11 4 46
10 Balıkesirspor 31 14 6 11 6 45
11 Giresunspor 31 11 8 12 5 41
12 Adanaspor 31 11 7 13 -9 40
13 Adana Demirspor 31 10 7 14 -3 37
14 Eskişehirspor 31 10 7 14 1 34
15 Denizlispor 31 9 7 15 -8 34
16 Samsunspor 31 7 13 11 -13 34
17 Manisaspor 31 7 3 21 -40 15
18 Gaziantepspor 31 2 4 25 -73 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Hatayspor 31 22 5 4 46 71
2 Menemen Belediyespor 31 21 6 4 40 69
3 Afjet Afyonspor 31 19 7 5 27 64
4 Keçiörengücü 31 18 6 7 37 60
5 Sivas Belediyespor 31 17 9 5 25 60
6 Sancaktepe Belediyespor 31 15 10 6 21 55
7 İnegölspor 31 15 7 9 6 52
8 Sarıyer 31 12 5 14 0 41
9 Etimesgut Belediyespor 31 11 8 12 0 41
10 Kastamonuspor 31 12 3 16 2 39
11 Tokatspor 31 10 9 12 -9 39
12 Eyüpspor 31 11 4 16 -8 37
13 Amed Sportif 31 10 7 14 -4 34
14 Bucaspor 31 9 7 15 -11 31
15 Tuzlaspor 31 8 7 16 -12 31
16 Bodrumspor 31 8 7 16 -16 31
17 Kocaeli Birlik Spor 31 4 4 23 -43 13
18 Mersin İdmanyurdu 31 1 1 29 -101 -17
    Takımlar O G B M Av P
1 Gümüşhanespor 31 18 6 7 26 60
2 Sanliurfaspor 31 18 4 9 19 58
3 Altay 31 16 9 6 23 57
4 Sakaryaspor 31 16 9 6 17 57
5 Bandırmaspor 31 16 7 8 16 55
6 Bugsaşspor 31 15 8 8 20 53
7 Hacettepe Spor 31 14 11 6 18 53
8 Konya Anadolu Selçukspor 31 13 9 9 2 48
9 Niğde Belediyespor 31 13 6 12 0 45
10 Kırklarelispor 31 10 8 13 -9 38
11 Pendikspor 31 9 9 13 -10 36
12 Zonguldak Kömürspor 31 9 9 13 -11 36
13 Kahramanmaraşspor 31 8 11 12 -14 35
14 Fatih Karagümrük 31 10 4 17 -14 34
15 Fethiyespor 31 7 11 13 -12 32
16 Nazilli Belediyespor 31 5 8 18 -26 23
17 Karşıyaka 31 6 9 16 -14 21
18 Silivrispor 31 2 10 19 -31 16
NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık